Ödev Sitesi... - Blogcu




ÖDEVSEÇ.........EĞİTİM ADINA ARADIĞINIZ HER ŞEY BURDA!!!......HOŞ GELDİNİZZZZ...ÖDEVSEÇ!!!.....

Maddenin Halleri-Maddenin Katı Hali


1/12/2009 • Kategori: fen ve teknoloji

http://www.teknomiks.com/wp-content/uploads/2009/11/Bulk_Metallic_Glass_Sample.jpg

Maddenin Katı Hali

Maddenin üç temel hali vardır:

Katı

Sıvı

Gaz

Bütün maddeler bu üç halden birinde bulunur ve herhangi bir madde olağan koşullarda yalnızca o haliyle bilinir. Katı maddelerin, toz biçimine getirilmediği sürece, belirli bir biçimi ve hacmi vardır. Maddenin öbür iki hali olan sıvı ve gazın kendi başına belirli bir biçimi yoktur; sıvılar bulunduğu kabın biçimini alır, gazlar ise kabın içinde yayılarak her tarafını doldurur. Herhangi bir katı madde ile bir başka katı, sıvı ya da gaz arasındaki sınır çok belirgindir, ama sıvılar ve gazlar için durum böyle değildir.
Bütün maddeler moleküllerden, molekül­ler de bir ya da daha çok atomdan oluşur. Bir maddenin katı, sıvı ya da gaz halinde bulunması, moleküllerinin birbirine ne kadar yakın ya da uzak olduğuna bağlıdır. Katılarda atomlar, kimyasal bağ denen çekim kuvvetlerinin etkisiyle, sıkışık biçimde bir arada tutulur. Atomların oluşturduğu moleküller ise, bağ­lanma kuvvetinin (kohezyon) etkisiyle bulun­dukları konumu korurlar.
Hemen hemen tüm katışıksız maddeler katı haldeyken kristal yapıdadır; yani bunların, molekülleri ve atomları düzenli bir biçimde yerleşmiştir. Çok değişik türde kristal yapılı madde vardır. Atom ve molekül yapıları düzenli bir yerleşim göstermeyen katı maddelere ise, amorf ya da kristal yapılı olmayan katılar denir. Ama amorf gibi gözüken katıların pek çoğu aslında çok küçük kristallerden oluşmuş­tur; kurum, cam, plastik ve reçine gibi mad­deler ise gerçekten amorf katı maddelerdir. Pek çok madde (bileşikler), katı haldeyken birden çok biçimde bulunabilir; bu özelliğe polimorfizm ya da çokbiçimlilik denir. Örne­ğin, beyaz renkli bir katı madde olan kalsi­yum karbonat, doğada iki ayrı kristal yapıda bulunabilir; bunlar kalsit ve aragonittir. Bazı kimyasal elementler de, katı haldeyken deği­şik biçimlerde bulunabilir. Aynı elementin değişik biçimlerine alotrop ya da ayrı biçim denir. Elmas ve grafit, katışıksız karbonun değişik alotroplarıdır.
Bir katının molekülleri, olağan sıcaklıklar­da tamamen hareketsiz değildir; bu molekül­ler, bulundukları noktalarda sürekli titreşir­ler, ama bu titreşimleri komşu moleküllerin çekiminden kurtulacak ya da konumlarını değiştirecek kadar güçlü değildir. Bu nedenle de katı, kendi biçimini korur. Bir katı madde ısıtıldığı zaman, molekülleri daha büyük bir enerjiyle titreşir ve birbirlerinden daha çok uzaklaşırlar. Katıların ısıtıldıkları zaman gen­leşmelerinin nedeni budur. Eğer, ısıtma sürerse, titreşimler artar ve sonunda, katı yapıyı bir arada tutan çekim kuvvetlerini yenecek bir büyüklüğe ulaşır. O zaman moleküller, çevrelerinde dolaşabilecek duruma gelirler ve katı eriyerek sıvı hale geçer. Her katışıksız maddenin kendine özgü bir erime noktası vardır. Örneğin buz 0°c'de erir ve suya dönüşür. Katışıksız olmayan, yani katışık maddeler ise birkaç derecelik bir sıcaklık aralığında erir; ama bunların erime noktası her zaman, maddenin katışıksız halinin erime sıcaklığından daha düşüktür. Bu nedenle erime noktası, herhangi bir madde­nin ne kadar katışıksız olduğunu gösteren iyi bir göstergedir. Bazı katılar ısıtıldıklarında, sıvılaşmadan doğrudan gaz haline geçer. Bu özelliğe süblimleşme ya da uçunum denir. Örneğin katı karbon dioksit (kuru buz), iyot, güvelere karşı kullanılan naftalin ve katı parfümler sıvılaşmadan süblimleşir.
Eğer bir katı madde bir sıvıya atıldığında erirse, yani sıvı (çözücü) içinde çözünürse, bir çözelti oluşturur . Değişik katılar, değişik çözücülerde değişik biçimlerde çözünür; bu, o katıların kendileri­ne özgü bir özelliğidir. Katıların öteki özellik­leri de, molekül yapılarına ve katıyı bir arada tutan bağların tipine bağlı olarak belirlenir. Bu nedenle katıların, sertlik, gevreklik (kırılganlık), dövülebilirlik (katının biçimlendirilebilme kolaylığı), süneklik (katının silindirle­rin arasından çekilerek ya da dövülerek incel­tilebilme kolaylığı), basınca karşı direnç gibi pek çok özelliği birbirinden farklıdır.
Maddenin katı hali önceleri fazlaca incelen­memişti ve bilim adamları daha çok gazları araştırmışlardı. 20. yüzyılın başlarında ise, bilimsel araştırmalar sıvılar üzerinde yoğunlaştırıldı. Ama bugün katı hal sanayi açısın­dan büyük önem taşımaktadırve günümüzde bu alanda binlerce bilim adamı araştırma yapmaktadır. Katı hal ya da katılar fiziği, fiziğin yeni ama çok önemli bir dalı durumuna gelmiştir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hormon ve iç salgı bezleri hastalıkları


9/11/2009 • Kategori: fen odev

http://www.yeditepehastanesi.com.tr/YeditepeHastanesi/GetFile.aspx?aliaspath=%2FImages%2Ftr%2Ftani+tedavi%2Fendokrinoloji%2Fendokrinoloji_jpg

Hormon ve iç salgı bezleri hastalıkları

Aşırı zayıflama

Şişmanlığın aksi olan bu hal şişmanlık kadar sık görülmez. Hipofiz bezinin başka bir hastalığın da,hasta çok büyük miktarlarda yediği halde en ufak bir yağ depolaması yapamaz. Bunun ileri şekillerinde, örneğin Simmonds hastalığında, zayıflama ölümle sonlanır.Yine tiroid hormonunun fazla imal edildiği hallerde insan çok fazla yediği halde şişmanlayamaz.

Cinsiyet bezleri ve şişmanlık

Kadında tedavi maksadı ile yumurtalıkların (överlerin) çıkarılması halinde yağ depolanması artar. Bu bilhassa kalçalarda göbekte ve memelerde olur. Erkeklerde de bu böyledir. Harem ağalarında veya doğuştan erkek cinsiyet guddeleri gelişmemişlerde veya herhangi bir kaza ve hastalık dolayısı ile gudde kifayetsizliği olanlarda yağ aynı yerlerde depolanır.

Diğer cins şişmanlıklar

Çok nadir olarak hipofiz hormonları şişmanlık tedavisi için gerekli olur. Zira şişmanlıkların sık görülen sebebi fazla yemek yemektir.Bütün mesele de bu yemeği kontrol etmekten ibarettir.

Şeker hastalığı

Henüz izah edilememiş sebeplerle,pankreas bezinin içindeki adacıklardan salgılanan insulin maddesinin imali,bazı insanlarda azalır. Şeker hastalığının sebebi budur.
Kan içerisinde insulinin yokluğu veya azlığı,karaciğer içinde şekerin depolanmasını durdurur ve gerek kan gerek dokularda glükoz miktarı yükselir. Hücrelere yakabileceği miktardan fazla yakıt vermek zararlıdır.

Yaş dönümü (menopoz)

Kadın hayatında ikinci tehlikeli devre gebelikten sonra,yaş dönümüdür. Çok kere bunun cinsel hayatın sonu olduğu zannedilir. Bu kanı yanlıştır.Her ne kadar cinsiyet hormonlarının bitişi bahis konusu ise de bu kadının aşk hayatının bitmesi anlamına gelmez.Fakat hormonal ve ruhi hadiseler kadını tehdit etmektedir.Bu yaşlarda kendini bırakan kadın geri dönmez bir şişmanlığa doğru gider.

Şişmanlık

Çok fazla gıda almadıkları halde şişmanlayan insanlarda bazı hormon bozuklukları olduğunu işitmişsinizdir. Hakikaten daha zayıf olan kimseler kadar yemedikleri halde bir türlü zayıflayamayan insanlar vardır.Aldıkları gıda vücudun ihtiyacını pek de aşamadığı halde yağ vücutlarında depolanır.

Gebelik

Gebelik,vücutta birçok hormon değişikliklerine sebep olur .Genç kadın gebelikten sonra eski hayatiyetine zor döner.Bazen hiç dönemez. Cinsiyet guddeleri çalışmaları icabettiği kadar faal olamazlar,kadın iyi bir evlilik hayatı için gerekli olan parlaklık ve hayatiyetini kaybeder.Zira cinsiyet bezleri gebelikteki “kendi kendine yeterliğe” alışmıştır.Evlilikten sonra kadında normal yerlerde yağ dokusu artışı normaldir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

9. Sınıf Ders Notları Konu : Nükleik Asit


8/11/2009 • Kategori: lise konu anlatim

NÜKLEİK ASİTLER
• Bu moleküller ilk defa Friderich Miescher tarafından balık spermi ve akyuvar çekirdeğinde
tespit edilmiştir.En çok çekirdekte bulundukları için nükleik asitler(çekirdek asitleri) diye isimlendirilmiştir.
• Asidik özelliğe sahiptirler.Hücre yönetiminden sorumludurlar.
• DNA ve RNA olmak üzere 2 tiptir.Bunlar hücrenin en büyük dev moleküllerdir.
• Nükleotitlerden oluşmuştur.Onun için DNA ve RNA birer polinükleotidtir.

Azotlu Organik Baz  Pürinler (Adenin,Guanin)
(Çift zincirlidirler.)
 Pirimidinler (Timin,Urasil,Sitozin)
(Tek zincirlidirler.)
Nükleik asitler  Nükleotit 5 C’ lu Şeker (pentoz)  Deoksiriboz
 Riboz


Fosfat  Fosforik asit (H3PO4)

• Bütün nükleotitlerde aynı fosforik asit (H3PO4) bulunur.
• Nükleotitlerin farklı yapıda olmasının sebebi yapısındaki şeker ve organik baz moleküllerinin
farklı olmasındandır.
• Nükleotitler birbirlerine şeker-fosfat bağlarıyla bağlanırlar.
• Nükleotitler taşıdığı baza göre,nükleik asitler ise taşıdığı şekere göre isimlendirilir.

1) DEOKSİRİBONÜKLEİK ASİT (DNA)
• Çift zincirlidir ve sarmal yapıdadır.
• Deoksiriboz şekeri bulunur.
• Nükleotitleri A,T,G,S’dir.
• Adenin sayısı Timin sayısına,Guanin sayısı Sitozin sayısına eşittir.
• Adenin ile Timin arasında iki,Guanin ile Sitozin arasında ise üç tane zayıf hidrojen bağı vardır.
• Kendini tek taraflı olarak eşleyebilir.
• Genlerdeki değişmeye mutasyon denir.
• Mitekondri ,kloroplast ,çekirdek ,çekirdek yoksa sitoplazmada bulunabilir.Ancak kloroplast ve mitekondrideki DNA’lar kalıtım materyali sayılmazlar,bunlar eşlenirken çekirdek DNA’sına
bağımlıdırlar.
• DNA tabiatta kendini eşleyerek benzerini yapabilen tek moleküldür.
• DNA sentezi sırasında açığa çıkan su sayısı (n;nükleotit sayısı olmak üzere) 3n-2 tanedir.

A) DNA’NIN EŞLENMESİ (Replikasyon-Duplikasyon)
• DNA kendini yarı korunumlu olarak eşler.
• Bu olaylar hücre bölünmesinin interfaz safhasında meydana gelir.
• Replikasyonda görev alan enzim DNA polimeraz enzimidir.(Şekil-1)
• DNA’nın kendini bu şekilde yarı korunumlu olarak eşlemesine seminkonservatif eşlenme denir.
• Bir hücrede DNA’nın eşlenmeye başlaması hücrenin mutlaka bölüneceği anlamına gelir.
• Eğer DNA bir ucundan değil de orta kısımlarından açılırsa protein sentezi için şifre verecek
demektir.
• Sonuçta; oluşan DNA’lar aynı genetik bilgiyi taşır,hücre sayısı artar,canlılarda büyüme ve üreme olur, üremeyle karakterler yavrulara aktarılır.
• DNA’nın görevi canlılar arasındaki çeşitliliği sağlamak ,hücreyi yönetmek ,replikasyon ile
canlılarda büyüme ve kalıtsal karakterlerin aktarılmasını sağlamak,trankripsiyon ile de RNA
sentezini yapmaktır

2) RİBONÜKLEİKASİT(RNA)
• Tek zincirlidir.
• Riboz şekeri bulunur.
• Nükleotitleri A,U,G,S’dir.
• Kendini eşleyemez.DNA’dan sentezlenir.
• Mitekondri,kloroplast,çekirdek ve sitoplazmada bulunabilir.
• 3 çeşittir ve hepsi de protein sentezinde görevlidir.Hepsi de çekirdekte üretilir ve hepsi de tekrar tekrar kullanılabilir.
• Riboz şekeri bulunduran Adenin nükleotidi RNA’dan başka ATP,NAD,NADP ve FAD gibi moleküllerinde bulunur.
• Bazı virüslerde sadece RNA bulunduğu için bunlarda RNA kalıtsal görevi üstlenmiştir,yani kendini eşleyebilir.
• RNA’nın yapısında protein yoktur.
• RNA’ların DNA üzerinden sentezine transkripsiyon (yazılma) denir.
• Bu olay DNA’nın tek zincirinden olur.
• Bu olayda görevli enzim RNA polimeraz enzimidir.
• RNA’ya şifre veren DNA parçasına gen denir.(Şekil-2)

A) mRNA (Elçi RNA = Mesajcı RNA)
• DNA’dan aldığı bilgiyi ribozoma taşır.
• Ribozom birimlerini aktifleştirir ve protein sentezine kalıplık yapar.
• Her protein çeşidi için ayrı bir mRNA sentezlenir.
• Bir mRNA aynı proteinin sentezinde çok defa kullanılabilir.
• Yeterli protein sentezlendikten sonra mRNA yıkılır.
• mRNA düz bir zincir biçiminde olup hücredeki RNA’ların en az oranda bulunanıdır.
• mRNA’ daki üçlü nükleotit grubuna kodon denir.
• Her kodon bir tRNA ve bir aminoasiti belirler.
• 4.4.4=64 çeşit kodon vardır.Bunlardan biri başlama kodonu (AUG);üç tanesi de (UAG-UGA-UAA) bitiş kodonudur.Bitiş kodonlarının aminoasiti yoktur.

B) tRNA (Taşıyıcı RNA)
• Sitoplazmadaki aminoasitleri mRNA’ daki şifreye göre ribozoma götürür.
• tRNA’ daki üçlü nükleotit grubuna antikodon denir.Maksimum 64 çeşit antikodon olması
gerekirken 61 çeşit antikodon vardır.Bunun sebebi ise bitiş kodonlarının aminoasitlerinin
olmamasıdır.
• Düz zincirli değildir.Belli bölgelerinde çiftler oluşmuştur.
C) rRNA (Ribozomal RNA)
• Proteinlerle birlikte ribozomun yapısını oluşturur.
• Düz zincirlidir.
• Hücredeki RNA’ların çoğu rRNA’dır.

DNA RNA
1. Çekirdek,mitekondri ve kloroplastta bulunur. 1. Çekirdek ,çekirdekçik,mitekondri ve kloroplastta bulunur.
2. Deoksiriboz şekeri bulunur. 2. Riboz şekeri bulunur.
3. Nükleotitleri A,T,G,S’dir. 3. Nükleotitleri A,U,G,S’dir.
4. Kalıtımı sağlar.Protein sentezine emir verir. 4. Protein sentezinde görevi vardır.
5. Çift zincirlidir. 5. Tek zincirlidir.
6. Hidroliz enzimi DNAaz enzimidir. 6. Hidroliz enzimi RNAaz enzimidir.
7. Kendini eşleyebilir. 7. Kendini eşleyemez.
8. Sentezinde DNA polimeraz enzimi görevlidir. 8. Sentezinde RNA polimeraz enzimi görevlidir.
9. Yöneticidir.

PROTEİN SENTEZİ VE ENZİMLER
• Bütün canlı hücrelerde meydana gelen en önemli özümleme olayıdır.
• Aminoasitlerin ribozomlarda birleştirilerek protein yapılmasıdır.
• Bir a.a da aminoasit ve radikal grup bulunur.
• 20 çeşit a.a vardır.Aminoasitlerde çeşitliliği radikal grub belirler.
• Aminoasitler birbirlerine peptit bağlarıyla bağlanırlar.
• İki a.asitin birleşmesine dipeptit denir.
• aa + aa + aa + aa + aa + ........... + aa PROTEİN + (n-1)H2O

PROTEİN SENTEZİ MEKANİZMASI
1) Çekirdekte,DNA'nın anlamlı zincirinden mRNA sentezlenir.Buna transkripsiyon denir.Bu işte RNA polimeraz enzimi görevlidir.
2) mRNA ribozomun küçük alt birimine bağlanır.Büyük alt birim ile küçük alt birim birleşir ve ribozomlar aktif hale geçerler.
3) mRNA' daki kodonlar ribozom tarafından okunur.Buna translasyon denir.
4) mRNA' daki kodonlara göre, ATP ve enzimlerle aktifleştirilmiş olan tRNA' lar kendilerine ait a.a'leri ribozoma taşırlar.
5) Protein sentezine başlama sinyalini AUG kodonu verir.
6) Ribozoma gelen a.a'ler birbirlerine peptit bağlarıyla bağlanırlar.
7) Protein sentezini UAG,UGA ve UAA kodonları durdurur.Çünkü bu kodonlara karşılık gelen a.a yoktur.

• Bir mRNA üzerine birden fazla ribozomun bağlanması ve mRNA' nın okunması olayına polizom denir.Eğer sentez hızlı yapılacaksa polizom yoluyla sentez yapılır.
• Polizomlar protein büyüklüğünü ve çeşitliliğini etkilemez.
• Proteinlerde çeşitliliği :
1) a.a sıra,sayı ve çeşidi 2) tRNA sıra,sayı ve çeşidi 3) mRNA sıra,sayı ve çeşidi
4) Gen sıra,sayı ve çeşidi 5) Nükleotit sıra,sayı ve çeşidi sağlar
• DNA(nükleotit) mRNA(kodon) tRNA(antikodon) a.a su peptit bağı
3N N N N (N-1) (N-1)
• Su ve peptit bağı çeşitlilik göstermez.Ancak sayısı çeşitlilik gösterir.


SANTRAL DOĞMA
Eşlenme Yazılma Okunma
HÜCRENİN YAPISI
DNA mRNA RİBOZOM PROTEİN ENZİM YAPISI

Replikasyon Transkripsiyon Translasyon HORMONLAR

ENZİMLER
• Biyolojik katalizörlerdir.
• Katalizörler ----------Reaksiyonları başlatmazlar.
-----------Reaksiyonları hızlandırırlar.
-----------Reaksiyonlardan etkilenmeden çıkarlar.
-----------Aktivasyon enerjisini düşürürler.
• Aktivasyon enerjisi de reaksiyonların başlaması için gerekli olan enerjidir.

A+B C A+B+E C+E
-------- ----
Substrat Ürün
• Yapı olarak iki kısımdan oluşur.

1)PROTEİN KISIM
• Proteindir.Büyük olan kısımdır.Apoenzim de denir
• Reaksiyon tipini belirler.
• Enzim sadece protein kısımdan oluşuyorsa buna basit enzim denir.
• Sıcaklıktan etkilenen kısımdır.

2)PROTEİN OLMAYAN KISIM
• Vitamin,mineral veya nükleik asit olabilir.
• Reaksiyonu gerçekleştirir.
• Vitamin ise koenzim,mineral ise kofaktör denir.
• Apoenzim + Koenzim(yada kofaktör) = Bileşik enzim(Holo enzim)
• Enzimler anahtar-kilit modeli ile çalışır.Yani her reaksiyonu gerçekleştiren bir enzim çeşidi,her enziminde gerçekleştirdiği bir reaksiyon vardır.

ENZİMLERİN ÖZELLİKLERİ
• Aktivasyon enerjisini düşürürler.
• Reaksiyonları hızlandırır.
• Protein yapıda olduklarından genlerin kontrolünde sentezlenir.
• Hem hücre içinde,hem de hücre dışında etkilidirler.
• Reaksiyonlardan etkilenmeden çıkar ve tekrar tekrar kullanılabilirler.
• Etkilerini maddelerin dış yüzeyinden başlatırlar.Substrat yüzeyi arttıkça enzimin etkinliği artar.
• Bir enzim yalnız bir çeşit reaksiyona katılabilir.
• Mutlaka hücrede yapılırlar.
• Ya bağ oluştururlar,yada bağ koparırlar.
• Çoğu enzim çift yönlü çalışır.
• Enzimler sıcaklık ve pH değişiminden etkilenirler.

ENZİM REAKSİYONLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1) SICAKLIK:
• Sıcaklık arttıkça reaksiyon hızlanır.
• En iyi optimum sıcaklıkta çalışırlar.
• Sıcaklık daha da arttırılırsa reaksiyon yavaşlar ve durur.Çünkü proteinler bozulmuştur.
NOT:Sıcaklık değiştikçe bir şeyler değişiyorsa cevap ya enzimdir yada proteindir.

2) ENZİM MİKTARI

3) SUBSTRAT MİKTARI


4) pH
• Her enzimin en iyi çalıştığı bir pH değeri vardır.Bu değerden saptıkça reaksiyon
yavaşlar.
• Enzimler genelde nötr ortamda çalışırlar.

5) YÜZEY MİKTARI
• Yüzey miktarı arttıkça enzimin etkisi artacağından reaksiyon hızlanır.

6) İNHİBİTÖRLER
• Enzimin aktif bölgesini kapatarak reaksiyonları yavaşlatır ve durdurur.
• Zehirler,Pb,Cu,Sn,CO,CN,..........

7) AKTİVİTÖRLER
• Enzimlerin çalışmasını hızlandırırlar.Etkisi substratı reaksiyon ortamına getirmek yada ürünleri reaksiyon ortamından uzaklaştırarak görev yapar.
• Mg,Cl,Na,Fe..............

Yorum (yok) Yorum yaz!

Genetik mühendisliğindeki gelişmelerin olumlu sonuçları nelerdir


8/11/2009 • Kategori: fen ve teknoloji

Tıptaki Yararları
· Hayvanların İnsanlar İçin Organ Verici Olması:Hayvandan insana organ transplantasyonuna “xerotransplantasyon” denir.Genetik mühendisliği domuzların organlarının insan için daha uygun olması açısından bunlar üzerinde çalışmalar yapıyorlar.Reddetme reaksiyonları başarılı bir şekilde kontrol altına alındığı zaman bu domuzlar ekonomik organ vericileri olacaklar.
· Beyin Tümörüne Karşı Gen Terapisi:Gen terapisinde amaç “suicide gene” olarak adlandırılan genleri kullanarak tümör hücrelerini öldürmektir.Bu tür genleri taşıyan tümör hücreleri şeklini bir hücre zehiri ilacına dönüştürerek bu tümörleri öldürür.
· Hepatit B:Hepatit B virüsü kan yoluyla bulaşır.Örneğin küçük yaralardan veya koruma olmaksızın cinsel temas ile.İlk Hepatit B aşısı 1982’de kronik hastaların kanından çok kompleks processler yapılarak elde edilmişti.1986’dan beri bu aşı, kolay bir processle GM maya hücreleri kullanılarak üretilmektedir.

· Bubble Boy:Bubble Boy,gen mutasyonu sonucu ADA-adenosin deaminaz-eksikliği ile oluşan bir hastalıktır ve immün sistemi hücrelerinin yok olmasına neden olur.Hastalığın tedavisi hastalara ADA ve kemik iliği transplantasyonu ile yapılmaktaydı.Ancak 1990’da kopyalanmış ADA enzimleri inaktive edilmiş virüse verildi.Virüs,hastanın T-hücrelerine yerleşip,çoğaldı.Bu tedavide başarı sağlandı.


· Çeşitli Davalarda Genetik Mühendisliği:Cinayet olaylarında,forensic(yasalarda geçen ve suçluların takibinde kullanılan teknik) ekipleri,suç mahalindeki saç, semen,kan,tırnak örneklerini inceleyip RFLP’leri(Restriction Fragment Length Polymorphisms) karşılaştırırlar ve farklı olanları tespit ederler.Aynı zamanda RFLP analizi babalık tayininde de kullanılmaktadır.

Beslenmedeki Yararları
· Yiyecekler:GM yiyecekler üretildi. Kabak, maya, patates ,soya fasulyesi, domates , mısır.Örneğin soğuğa çok hassas olan domates ve çilek gibi bitkilere dil balığından izole edilen “anti-freeze”geni aktarıldı.Ayrıca bakterilerde bulunan ve böcekleri öldüren toksin geni mısır ve pamuğa verildi.Gerçekte,genetik mühendisliği teknikleri işlenmiş yiyeceklerin % 60’ında kullanılmaktadır.
· Çürümeye Son-Anti Squash Domates:Satılan pek çok domates yeşil ve sert şekilde tarladan kaldırılmaktadır. Bu durum bu tür basınca hassas ürünlerin nakliyatını kolaylaştırmaktadır.Satılmadan önce bu domatesler suni olarak etilen hormonuyla olgunlaştırılmaktadır.Doğada bu madde olgun domateslerin hücre duvarının çürümesine,bozulmasına neden olmaktadır.Anti squash domateslerde bu hormonu yapan genler inaktif hale getirilmiştir.Buna ilaveten anti squash domatesler başka türlerin genlerini içermezler.
· Körlüğe Karşı Pirinç:Gelişmekte olan ülkelerdeki milyonlarca insan tek yönlü beslenme nedeniyle vitamin yetersizliği çekmektedir.Taze meyveler yerine pirinç başlıca besindir.Pirinç ise vitamin A içermez.Bu vitaminin eksikliği ise çocuklarda en yaygın hastalıklardan biri olan körlüğe yol açar.Genetik mühendisliği kullanılarak bu pirincin besin değerini arttırmak için kalıtımsal materyali değiştirilmektedir.Bu sayede pirinçte daha çok vitamin A öncüsü bulunur.

· Az Yağlı Patates Cipsleri:Cips ve patatesler bünyelerinde çok fazla yağ barındırırlar. Dolayısıyla oldukça kolarili yiyeceklerdir.Bu durum artık değişmiştir.Bilimadamları patatese nişasta üretimini arttıran geni başarılı bir şekilde aktarmışlardır.Bu şekilde bir değişim patatesleri kızartıldıkları zaman daha çok nişastalı yapmakta ve daha az yağ alınmaktadır.

Tarıma ve Çevreye Yararları
· İlk Bitki:Genetik mühendisliği uygulanan ilk bitki,hastalıklara karşı savaşan petunya üretimi idi.
· Geleneksel Çaprazlaşmayı Geliştirme:Çaprazlaşmayla tür bariyeri aşılarak genler aktarıla-maz.Genetik mühendisliği asla çaprazlaşma yapmayacak türler arasında gen transferi gerçekleştirir.Aynı zamanda çaprazlaşma;doğada ebeveynlerin yavru DNA’larını oluşturmak üzere DNA’larını birleştirme aktivitesini başarmasına olanak sağlar.Genetik mühendisliği yeni genleri herhangi bir temel referans olmaksızın konakçı hücrelere kolaylıkla aktarır.

· Ağaç Kurtlarına Karşı Geliştirilen Stratejiler:Ağaç kurtları mısır bitkisini içerden kemirerek ekinlerin %7’sini yokeder.Genetik mühendisliği yardımıyla mısır bitkisi hücrelerine böcek zehiri üreten gen nakledilir.Dolayısıyla ağaç kurtları zehirlenerek, ortadan kalkar.

· Blue Jean Ve Genetik Mühendisliği:Eskiden tekstil sanayiinde,jeanleri boyamadan önce kullanılan beyazlatıcıların yıkanması için çok fazla suya ve enerjiye gereksinim duyuluyordu.Bugün GM bakterilerin kullanılarak bu beyazlatıcılar nötralize edilir.Böylece su,enerji ve zamandan %10 tasarruf sağlandığı gibi çevre de korunmuş olur.

Hayvanlardaki Yararları
· Anti-Freeze Geni:Bilimadamları,Kanada dil balığında bulunan “anti-freeze” genini somon balığına transplante ettiler.Bu sayede soğukta kültürasyonu yapılabildi.
· Genler,sığır etindeki yağ oranının azaltılmasında kullanıldı.Ayrıca,hastalıklara karşı koru-yucu olan bir gen sığırlara aktarılarak antikor kullanmadan sağlıklı kalabilmeleri sağlandı.
· Genetik mühendisliği kullanılarak,insandan alınan genler koyuna aktarıldı ve koyun sütünde akciğer kanseri tedavisinde kullanılan alpha-1 antitripsinin üretilmesi sağlandı.
· Dört bacaklı ve kanatları olmayan tavuklar üretildi.
· Örümcek genleri aktarılarak keçi sütünde ipek üretildi.

TEHLİKELERİ NELERDİR?
Sağlık Tehlikeleri
· Uzun-Süreli Güvenli Testler Yok:Genetik mühendisliği;organizmaların asla insan yiyecek kaynağı olmayan materyallerini kullanarak yediğimiz doğal temel besinleri değiştirir.Uzun-süreli testler olmaksızın kimse bu yiyeceklerin güvenli olup olmadığını bilemez.
· Toksinler:Genetik mühendisliği organizmalarda beklenmedik mutasyonlara neden olur ki bu mutasyonlar, yiyeceklerde yeni ve yüksek seviyelerde toksinler geliştirebilirler.
· Alerjik Reaksiyonlar:Genetik mühendisliği yiyeceklerde daha önce görülmemiş ve bilinmeyen alerjenleri oluşturabilirler.
· Besin Değerinin Azalması:Transgenik yiyecekler sahte tazelikle tüketicileri yanlış yöne yöneltebilirler.Lezzetli görünüşlü,parlak kırmızı renkli genetik olarak modifiye edilmiş bir domates birkaç haftalık ve besin değeri az olabilir.
· Antibiyotik Rezistan Bakteriler:Genetik mühendisliği antibiyotik rezistan genleriGM hücreleri işaretlemede kullanır.Bu da GM tohumların antibiyotiklere karşı dirençli genler taşıdığını gösterir.Bu genler ise bizi enfekte eden bir bakterinden alınmış olabilir.
· İzi Takip Edilemeyen Problemler:Etiketleme olmaksızın toplum sağlık örgütleri her tür problemin kökeni araştırıp bulmakta güçsüz kalıyorlar.
· Yan Etkiler Öldürücü Olabilir:37 kişi öldü,1500 kişi kısmi felce uğradı ve GM bakterilerin yaptığı triptofan bağlantılı sendrom yüzünden 5000’den fazla kişi geçici olarak sakatlandı.

Çevresel Tehlikeler
· Herbisitlerin Kullanımının Artması:Bilimadamları genetik mühendisliğince yapılmış herbisit –rezistan bitkilerin varlığının herbisit kullanım miktarını artıracağını saptamışlardır.Çiftçiler tohumlarının herbisitleri tolere edebileceğini bildiklerinden, bunları cömertçe kullanmaktadırlar.
· Daha Çok Pestisit:GM tohumlar çoğu kez kendi pestisitlerini yaparlar ve EPA(Environment Protection Authority) tarafından pestisit olarak sınıflandırılabilirler.Bu strateji yiyecek ve tarlalarımıza her zamankinden daha çok pestisit koyacaktır.
· Ekoloji Zarar Görebilir:Besin zincirinde yer alan GM organizmaların etkisi lokal ekolojiye zarar verebilir.Yeni organizmalar doğal floradaki akrabalarıyla başarılı bir şekilde yarış yapabilir ve çevrede daha önce hiç görülmemiş değişikliklere neden olabilir.
· Gen Populasyonu Ortadan Kalkabilir:Bir kere bu GM organizmalar yani virüsler ve bakteriler çevreye serbest bırakıldı mı bunları tekrar bir araya getirmek mümkün değildir.Kimyasal ya da nükleer kontaminasyondan farklı olarak negatif etkiler geridönüşümsüzdür.

Tarımsal Tehlikeler
· Yaygın Tohum Kıtlığı:Genetik mühendisleri GM tohumları patentleyerek kar sağlamak niyetindeler.Buna göre ne zaman bir çiftçi GM tohum ekse bütün tohumları aynı genetik yapıya sahip olacaktır.Sonuçta bu özel tohumlara hücum edecek bir fungus,virus ya da zararlı böcek gelişirse yaygın tohum kıtlığı olacaktır.
· Tüm Yiyecek Stoklarımızı Tehdit Eder:Böcekler,kuşlar ve rüzgar genetik mühendisliğince değiştirilmiş tohumları komşu tarlalara ya da daha uzaklara taşıyabilir.Transgenik bitkilerin polenleri doğal tohumlarla ve vahşi akrabalarıyla polen çaprazlaşması yapabilir.
Bunların yanında bu teknolojinin kökünde bazı şüpheler vardır:

· Bir DNA fragmentini sokmak için kullanılan teknik hassas,güvenilmez ve belirsizdir.
· Sokma işleminin konakçı hücrenin biyoteknolojisi üzerindeki etkisi bilinemez.
· GM organizmanın çevre üzerindeki etkisi bilinemez.
· GM yiyeceklerin yenmesiyle oluşacak etki bilinemez.
· Risklerin ne olabileceği konusunda tam bir fikir yok.
· Felaket olduğu taktirde telafisi yok.
· Bu negatif sonuçlar için kimin-eğer biri varsa- yasal olarak sorumlu tutulacağı bile kesin değil.

Bütün bunlardan sonra “Genetik mühendisliği güvenli midir?” diye bir soru aklınıza gelebilir:
Güvenlik, tecrübe birikiminden gelir.Genetik mühendisliği olayında ise, güvenlik iddiasını haklı çıkaracak yeterli tecrübe birikimi için gerekli zaman ve toplum tartışması yoktur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı İlköğretim 1.Dönem 1.Yazılıları


8/11/2009 • Kategori: yazililar

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 6.Sınıf İngilizce Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

 http://rapidshare.com/files/155199245/6sining1d1y.rar.html


2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 7.Sınıf İngilizce Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

 http://rapidshare.com/files/155199738/7.s.ing.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 8.Sınıf İngilizce Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155199977/811makeup.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 6.Sınıf Türkçe Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

 http://rapidshare.com/files/155197575/678sintrkcyazili.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 7.Sınıf Türkçe Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

 http://rapidshare.com/files/155197575/678sintrkcyazili.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 8.Sınıf Türkçe Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

 http://rapidshare.com/files/155197575/678sintrkcyazili.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 6.Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155200199/sos_6_1yazsorulari.rar.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 7.Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155201358/sosyal_bilgiler_7._sinif_1._donem_1._sinav.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 8.Sınıf İnkılap ve Atatürkçülük Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155202912/ink_1._y_b.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 6.Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/153274333/1.DNM._6-A_1.FEN.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 7.Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/153274655/7-A_I._DoeNEM_I._fenYAZILI_SORULAR.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 8.Sınıf Fen Bilgisi Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/153274758/8._SINIF_YAZILI.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 9.Sınıf Türk Edebiyatı Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://files.filefront.com/9sinif1yaziliedbsekerzi

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 10.Sınıf Türk Edebiyatı Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://files.filefront.com/10sinif+turk+edb+yazili

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 10.Sınıf Türk Edebiyatı Tarihi Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://files.filefront.com/turk+edb+tarihi+11+yazi

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 5.Sınıf Türkçe Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155153290/pnartrkesnav.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 5.Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155152837/fenvetek.1.dn.1.yazilisin.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 5.Sosyal Bilgiler Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155151015/5sinifsosyal1donem1yazili.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 5.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155150670/5.s.1.d.1.y.rar.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 5.Sınıf İngilizce Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155199513/5.s.ing.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 6.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155194809/6sinmat1d1yz.rar.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 7.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

 http://rapidshare.com/files/155197213/7.s__305_n__305_f_yaz__305_l__305_.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 8.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155197350/8.s__305_n__305_f_yaz__305_l__305_.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 6.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155196072/611.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 4.Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155152512/4sosyal.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 4.Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155195387/4siniffenteknoloji1donem1yazili.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 4.Sınıf İngilizce Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155199398/4.s.ing.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 4.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

 http://rapidshare.com/files/155194973/4.snfmatematik1d1y.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 4.Sınıf Türkçe Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155195242/trke1.snav.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 4.Sınıf Trafik Güvenliği Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/153274875/BEZ_4.SINIF_I.DoeNEM_I.Y.Y..doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 5.Sınıf Trafik Güvenliği Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/153275259/5-a_trfk_1.dnm_1.yzl.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 1.Sınıf Türkçe Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155197801/1_snf_turkce_degerlendirmeler.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 1.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155197936/TESTT.rar.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 1.Sınıf Hayat Bilgisi Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155198291/memocal91743205.rar.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 2.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155198141/memocal01376216.rar.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 2.Sınıf Hayat Bilgisi Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155198291/memocal91743205.rar.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 2.Sınıf Türkçe Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155198417/2.s.tuerkce.zip.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 3.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155200850/3._s__305_n__305_f_matematik_testi.doc.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 3.Sınıf Türkçe Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155198701/3.s.turk.rar.html

 

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 3.Sınıf Hayat Bilgisi Dersi 1.Dönem 1.Yazılısı

http://rapidshare.com/files/155198913/3.hayat_bil.yar..doc.zip.html

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 5.Sınıf 1.Dönem 1.Yazılıları
http://rapidshare.com/files/156509737/s__305_nav_fen_5_1.doc.html

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 6.Sınıf 1.Dönem 1.Yazılıları
http://rapidshare.com/files/156505814/1.DoeN.1YAZ.doc.html

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 7.Sınıf 1.Dönem 1.Yazılıları
http://rapidshare.com/files/156876808/SINAV_FEN_7_1.doc.html

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı 7.Sınıf 1.Dönem 1.Yazılıları
http://rapidshare.com/files/157151625/8.1.doen.1.yaz__305_l__305_.doc.html

Tam 49 adet muhtelif yazılı
http://rapidshare.com/files/22615995...avlar.rar.html

1. dönem 7/8. sınıflar 3. sınavlar

http://rapidshare.com/files/10087015...5_lar.zip.html

 

6-7-8. Sınıflar 2. Yazılı

http://rapidshare.com/files/5353116/6-1-2.doc.html
http://rapidshare.com/files/5486987/7-2.doc.html
http://rapidshare.com/files/5486988/8-1-2.doc.html

 

6-7-8 1st EXAMS

http://rapidshare.com/files/1674838/81stexam.doc

http://rapidshare.com/files/1674837/71stexam.doc

http://rapidshare.com/files/1674836/61stexam.doc

 

6,7,8 birinci dönem birinci sınavları

http://rapidshare.com/files/3063705/First_exams.zip.html

 

6-7-8 ilk sinavları

http://rapidshare.com/files/2005344/...avlar.rar.html

 

6, 7, 8. Sınıflar Yazılı Soruları

http://rapidshare.com/files/10985108..._305_.zip.html

http://rapidshare.com/files/10522326...nav__.doc.html

http://www.4shared.com/file/4431479/...k_sorular.html

6. sınıf

Yorum (yok) Yorum yaz!

8.SINIF- Adaptasyon ve Evrim sunu


26/10/2009 • Kategori: fen ve teknoloji

http://iktibaslar.files.wordpress.com/2007/08/maymun1.jpg

Farklı ekosistemlerde yasayan canlılar çevreye uyum sağlamak için belirgin özellikler kazanmıştır. Canlıların belirli ortam koşullarında yasama ve üreme şansını artıran fiziksel yapılar, davranışlar gibi kalıtsal özellikler kazanmasına adaptasyon adı verilir. Canlılar beslenme, barınma, avlanma, üreme ve düşmanlarından korunma gibi yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için adaptasyon gösterirler. Örneğin deve kuşları çok hızlı koşabilmek için uzun ve güçlü bacaklara sahiptir. Penguenler perdeli ayakları sayesinde hızla yüzer ve deri altlarında depoladıkları yağ, soğuk ortamlarda vücut sıcaklıklarını korumalarını sağlar.
Ayni ekosistemde yasayan canlılar hayatta kalmak için benzer adaptasyonlar geliştirir.

 

Kutuplarda yaşayan penguenlerin vücut yapıları da özellikler bakımından kutup ayıları ile benzerdir. Her iki hayvan türü de soğuktan korunmak için derilerinin altında yağ biriktirirler.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatması, göç etmeleri, bitkilerin yapraklarını dökmesi birer adaptasyondur.
Soğuk bölgelerde yasayan canlılar gibi sıcak bölgelerde yasayan canlılar da yaşadıkları bölgede hayatta kalabilmek için benzer adaptasyonlar gösterirler.

 

Çölde yasayan tilki, fare ve tavşanın kulakları ve kuyrukları uzun, vücut yüzeyleri geniştir. Bu özellikleri onların vücutlarındaki ısı kaybını artırarak vücut sıcaklıklarını korumalarını sağlar. Sadece hayvanlar değil bitkiler de adaptasyon gösterir.

 

Yine çöle özgü bir bitki olan kaktüsün yapraklarının diken seklinde, kıvrık ve tüylü olması, gövdesinde su depo etmesi bitkinin su kaybını azaltır.

 

Ona göre, zürafanın boynu bozkırlardaki yaprakları yiyebilmek için sürekli olarak uzamıştır. Normalden daha uzun boyna sahip zürafalar bu özelliği yavrularına aktarmıştır. Bu nedenle Lamarck, "Bir organ fazla kullanılıyorsa gelişmesini sürdürerek, daha etkin bir yapı kazanır." görüsünü ortaya atmıştır. Kullanılan vücut bölümlerinin geliştiğini, kullanılmayanların ise köreldiğini savunmuştu.

1890’ lı yıllara gelindiğinde bu yörede güve kelebeklerinin %98'i siyah renkliydi. Bu çevre şartlarına uyum sağlayan güve kelebeklerinin yasama şansı artarken diğerlerininki azalmıştır. Güve kelebeklerinde görülen bu durum doğal seçilime örnektir.

 

                                         YAPILAN ARAŞTIRMALAR 

 

Lamarck

Fosiller üzerinde çalışan Lamarck (Lamark),

*Çeşitli omurgasız hayvan türlerine ait fosilleri inceleyerek onları zaman sırasına göre dizmiştir.

* Sonunda bazı türlerin yavaş yavaş diğerlerine dönüştüğünü ve bu olayın günümüzde de devam ettiğini ileri sürmüştür.

*Lamarck'a göre canlı dünyası denizde yaşayan basit organizmalarla başlamıştı.

*Bu organizmalar daha sonra karaya geçmiş ve bu değişim bugünkü türler oluşuncaya kadar devam etmişti.

*Bu kurama göre canlı türlerinde görülen ve jeolojik zamanın ilk dilimlerinden başlayarak günümüzde de devam eden
değişimlere evrim adi verilir.

*Lamarck, türlerin yasadıkları çevreye daha iyi uyum sağlamak için evrim geçirdiğini savunur ve bu düşüncesini desteklemek için zürafa örneğini verir.

 

Darwin

Darwin (Darvin) ve Wallace (Valis) bu konuda araştırmaları olan diğer bilim insanlarıdır ve eş zamanlı olarak benzer sonuçlara ulaşmışlardır.

Darwin, temel olarak iki fikri ileri sürmüştür.

 

*Birincisi, türler içerisinde sayısız varyasyon (tür içindeki çeşitlilikler) bulunmaktadır. Bu varyasyonların büyük bir çoğunluğu genetiktir.

*ikincisi ise doğal seçilimdir. Yaşamsal faaliyetler için gerekli besin, su, barınak, ışık gibi faktörler canlılar arasında yasam mücadelesine neden olur. Bu savaşta basarili olanlar yaşamını sürdürürken, ortam koşullarına uyum sağlayamayanlar ise yok olur.
 

Varyasyon, genetik biliminde kullanılan bir terimdir ve "çeşitlenme" demektir. Bu genetik olay, bir canlı türünün içindeki bireylerin ya da grupların, birbirlerinden farklı özelliklere sahip olmasına neden olur.

                                             

    Darwin doğal seçilim sonucu yeni türlerin ortaya çıkabileceğini ifade etmiştir. 1800'lü yılların ortasına kadar İngiltere'de yasayan güve kelebekleri açık renkliydi.Ağaç gövdeleri de açık renkliydi ve likenlerle kaplıydı. Böyle bir ortamda güve kelebeklerinin kuşlar tarafından fark edilip avlanması zordu. Sanayi devrimiyle birlikte likenler ortadan kalkmış, ağaç gövdeleri ise kurumla kaplanmıştı.

 

1890'1i yıllara gelindiğinde bu yörede güve kelebeklerinin %98'i siyah renkliydi. Bu çevre şartlarına uyum sağlayan güve kelebeklerinin yasama şansı artarken diğerlerininki azalmıştır. Güve kelebeklerinde görülen bu durum doğal seçilime örnektir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

8.SINIF- DNA ve GENETİK KOD sunu


26/10/2009 • Kategori: fen ve teknoloji

Genetik özelliklerimiz hücrelerimizdeki çekirdeğin içinde bulunan kromozomlarda taşınır. Kromozomlar DNA ve özel proteinlerin birleşmesiyle oluşur

DNA, hücrenin yönetici molekülüdür ve beslenme, solunum, üreme gibi canlılık faaliyetlerini yönetir. DNA'nın yapısında kalıtsal özelliklerimize etki eden yapılar bulunur. Bu yapılar genlerdir. Kalıtsal bilgiler genler tarafından taşınır.

 

 

Bilim insanları James Watson (Ceyms Vatsin) ve Francis Crick (Firensis Kirik) birlikte çalışarak üstte görülen DNA'nin yapısını temsil eden modeli hazırlamışlardır.

 

Nükleotitler DNA'nın temel yapı birimleridir. Bir nükleotidin yapısında aşağıdaki gibi fosfat, seker ve organik baz bulunur. Organik bazlar adenin (A), timin (T), sitozin (C) ve guanin (G)'dir. Nükleotidler hangi organik bazı içeriyorlarsa o bazın ismiyle adlandırılırlar.

 

*Nükleotitin yapısında bulunan şeker 5 karbonlu olup Deoksiriboz şekeridir.

*Fosfatlar DNA ya asitsi özelliği kazandırırlar.

*Nükleik asitler iki çeşittir. DNA ve RNA dır.

*Her bir Nükleik asidin (DNA) yapısındaki 4 çeşit nükleotidin farklı sıra , miktar ve farklı kullanımı sonucu farklı kalıtsal şifrelere sahip nükleik asitler (DNA) oluşur.

Örneğin adenin bazını içeren nükleotit "adenin nükleotit", guanin bazını içeren nükleotit "guanin nükleotit" olarak adlandırılır.

 

DNA'da, nükleotidler bir iplik oluşturacak şekilde bir araya gelirler. Bu iplikte her zaman adeninin karşısına timin, sitozinin karsısına guanin nükleotiti gelir.

DNA, iki iplikten veya zincirdenoluşur. Üstteki şekilde görüldüğü gibi birbirinin etrafında dolanan bu iplikler, DNA'nın  bükülmüş bir merdiven gibi görünmesine sebep olur.

*DNA da Guanin nükleotit ile Sitozin nükleotit arasında 3 adet hidrojen bağı vardır.

*DNA da Adenin nükleotit ile Timin nükleotit arasında 2 adet hidrojen bağı vardır.

Bu Hidrojen bağları ile bağlanmış yapıya  ikili sarmal olarak adlandırılır. Bu iki zincirin birleşmesi ile DNA oluşur.

Çevremize baktığımızda canlıların birbirlerinden ve diğer canlı türlerinden farklı olduğunu görüyoruz. Bir insanin, tırtılın, domatesin, hidranın; kısacası bütün canlıların her birinin hücrelerindeki yönetici molekül DNA'dır.

 

Hücre bölünmesi öncesinde hücredeki DNA molekülü miktarı iki katına çıkar. Bu olaya DNA'nın kendisini eşlemesi adi verilir.
DNA'nin kendisini nasıl eslediği üstteki şekilde görülmektedir.

DNA kendini eşlerken önce

*DNA'nın iki ipliği bir enzim yardımı ile birbirinden ayrılır. Aralardaki hidrojen bağları kopar.

*Daha sonra sitoplazmada serbest halde bulunan nükleotidler çekirdeğin içerisine girer ve DNA'nın açılan kısmındaki nükleotidlerle eşleşir.

*Bu esleşme sırasında, adenin nükleotitin karsısına timin nükleotit, sitozin nükleotitin karsısına da guanin nükleotit gelir.

*Sonuçta başlangıçtaki DNA molekülünün aynisi olan bir DNA molekülü daha oluşur.

DNA, hücre bölünmesi sırasında kendini eşleyerek yapısında bulunan bilgilerin yeni oluşacak yavru hücrelere geçmesini sağlar. Bütün canlılarda DNA molekülü adenin, timin, sitozin ve guanin bazlarından oluşmasına rağmen nükleotitlerin sayısında ve dizilisindeki farklılıklar canlıların birbirinden farklı olmasını sağlar.

 

Kromozomlar DNA'ları, DNA' lar da genetik özellikleri belirleyen genleri taşır. Genler ise nükleotidlerden oluşur.
Tahtaya yazılan bilgileri defterimize geçirirken bazı hatalar yapabiliriz. Benzer şekilde DNA molekülü de kendisini eslerken hatalar oluşabilir.

 

Mutasyon
DNA dizilimindeki bu değişiklik, farklı genetik özelliklerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bazen, hücre bölünmesi sırasında kromozomların sayısında artma ya da azalma şeklinde değişiklikler de olabilir. DNA dizilimindeki ve kromozomlardaki değişiklikler mutasyon olarak adlandırılır.
Radyasyon , bazı kimyasal maddeler , ilaçlar ve güneş ışığı mutasyona sebep olabilir: Örneğin, gebelik döneminin ilk aylarında röntgen filmi çektirmek bebekte mutasyona, dolayısıyla gelişim bozukluklarına sebep olabilir.
Mutasyonlar,

*Hem vücut hem de üreme hücrelerinde oluşabilir.

*Üreme hücrelerinde görülen mutasyonlar dölden döle geçme özelliğine sahiptir.

*Vücut hücrelerinde görülen mutasyonlar ise ancak eşeysiz üreme gösteren canlılarda dölden döle geçebilir.

*Mutasyonların etkileri olumlu veya olumsuz olabilir. Örneğin bitki üreme hücrelerinde görülen mutasyon sonucu bitkilerin
büyüklüğü ya da tohumlarının sayısında değişiklik oluşabilir.

*Diğer taraftan zararlı mutasyonlar da vardır. insanların genlerinde meydana gelen bazı mutasyonlar farklı hastalıkların ve genetik bozuklukların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Örneğin; hemofili, orak hücreli anemi, albinoluk, alti parmaklılık, Down sendromu gibi rahatsızlıklar, mutasyon sonucu ortaya çıkmıştır.

*Ayni şekilde, bazı mutasyonların kansere sebep olduğu da bilinmektedir.

Modifikasyon

Çuha çiçeği ortam sıcaklığı 15-25 oC arasındaki bir ortamda yetiştirilirse çiçeklerin rengi kırmızı, 25-35 oC arasındaki bir ortamda yetiştirilirseçiçeklerinin rengi beyaz olur.
Ari ve karıncalarda larvaların beslenme koşulları değiştiğinde vücut şekilleri ve davranışları değişir. Ari larvaları çiçek tozuyla
beslendiğinde isçi arılar, ari sütüyle beslendiğinde ise kraliçe ari oluşur.
Çuha bitkisi, ari ve karıncalarda görüldüğü gibi çevre şartlarının etkisiyle canlılarda ortaya çıkan ve kalıtsal olmayan değişikliklere modifikasyon adi verilir. Spor yapan kişilerde kasların gelişmesi, yazın güneşli günlerde teninizin bronzlaşması da modifikasyona örnektir.

*Kalıtsal değildir. Nesilden nesile aktarılmaz.
Tek yumurta ikizlerinde genetik yapı aynidir. Bu ikizler farklı çevre şartlarında yetiştiklerinde farklı özellikler gösterirler.Bu modifikasyona örnektir.

 

 Genetik Mühendisliği

Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji Gelecekte, canlıların genetik yapılarının değiştirilmesiyle raf ömrü uzun, zararlı böceklere dayanıklı bitkilerin üretilebilecektir.
Genetik mühendisliğinin uygulamaları, insanlığın başta sağlık ve gıda olmak üzere birçok problemini çözmek ümidiyle günümüzde hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Birçok genetik mühendisi, genlerle ilgili anormallikleri düzeltmek üzere çalışmalar yapmaktadır. Bunlarla öncelikle üreme hücrelerindeki zararlı genlerin gelecek kuşağa aktarılmasını önlemek amaçlanmaktadır. ilk genetik mühendisliği uygulamaları bitkilerin direncini artırmak amacıyla yapılmıştır. ilerleyen yıllarda DNA parmak izi, klonlama, gen tedavisi gibi çalışmalarla bu alandaki araştırmalar devam etmiştir. DNA'larımızda yer alan bazların dizilimi hepimizde farklılık gösterir. Belirli tekniklerle bu dizlimin, tıpkı mürekkebe bastırılmış parmak izi gibi bir izinin çıkarılması işlemine DNA parmak izi adi verilir. Klonlama ise DNA'nın belirli bir bölümünün, genellikle de bir genin kopyasını oluşturmak için kullanılan bir yöntemdir. Gen tedavisi; hastalara tedavi edici genleri aktararak ya da zararlı olan genleri etkisiz hale getirerek kronik sağlık problemlerini çözmektir. Ayrıca tarım ve hayvancılıkta daha fazla ve kaliteli ürün elde etmek için, türlerin ıslahı konusunda çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Genetik uygulamalar, yediğimiz bitkilerde birçok değişime yol açmıştır. Su anda antibiyotikler, hormonlar gibi kimyasal maddelerin üretiminde kullanılmak üzere bazı bitkilerin genetik yapısı değiştirilmektedir. Mikroplara ve böceklere karsı dirençli olacak şekilde geliştirilmiş bitki çeşitleri, genetik mühendisliği uygulaması sonucu oluşan ürünlerdendir. Genetik mühendisliğindeki gelişmelerin olumlu sonuçları tüm dünyada takdirle karşılanmakta ve bu konudaki geleceğe yönelik beklentileri artırmaktadır.Genetik mühendislerinin uygulamaları bazı problemleri de beraberinde getirmektedir. Örneğin genetik mühendisliği çalışmaları sonucunda zararlı bir böceğe karşı direnç kazanmış bir bitki üretildiğini düşünelim. Bu bitkinin polenleri zararlı böceğe karşı direnç oluşturan genleri taşır. Bu genleri taşıyan polenler de yakında büyüyen yabani bitkilere ulaşabilir. Genin bu şekilde yayılımı böceklerin yabani bitkilerle beslenmesini engelleyeceğinden ekosistem içindeki besin ağını bozabilir. Biyoteknolojik yöntemlerle, canlı hücreleri kullanarak endüstri ve tip alanında kullanılmak üzere çeşitli maddeler üretilir. Kanser, AIDS gibi birçok hastalığın tedavisi ve önlenmesinde kullanılacak genetik ürünlerin elde edilmesi, büyüme geriliği gibi sorunlara çare olacak ya da bulaşıcı hastalıklara karşı koyacak proteinlerin üretimi, hasar görmüş beyin hücrelerinin ve omuriliğin onarımı, vitamin tabletleri, meyveli yoğurt üretimi biyoteknoloji uygulamalarına verilebilecek örneklerdendir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

8.SINIF-Kalıtım sunu


26/10/2009 • Kategori: fen ve teknoloji

Kalıtım (soya çekim), anne ve babadaki özelliklerin oğul döllere geçmesine denir. Üremeyle sağlanır.

Çevrenin ve kalıtımın etkisiyle canlıda ortaya çıkan özelliklere karakter denir. Örneğin; göz rengi, boy uzunluğu, kan grubu birer karakterdir.

•  Yalnız Çevrenin Etkisiyle Belirlenen Karakterler

Çevre şartlarının meydana getirdiği kalıtsal olmayan değişikliklere modifikasyon denir.

Beslenmeye bağlı olarak dişi embriyolardan kraliçe arı ve işçi arının meydana gelmesi, ortanca çiçeklerinin asitli topraklarda kırmızı, bazik topraklarda ise mavi çiçek açması, birer modifikasyondur.

•  Kalıtım + Çevrenin Belirlediği Karakterler

Kalıtım ve çevrenin birlikte belirlediği karakterler de kalıtsal olmadığı için ve çevre etkili olduğu için birer modifikasyondur. Bu şekildeki modifikasyonlara örnek olarak bitki fidelerinde klorofilin oluşumu gösterilebilir. Bitki ana canlıdan klorofil sentezleme genini almışsa ve ışıkta büyütülürse, rengi yeşil olur. Klorofil geni taşıyan bitki ışık almayan ortamda büyütülürse klorofil sentezleyemez. Klorofil geni taşımayan tohumlar ışıkta bile çimlense yeşil renk oluşturamazlar. Böyle bitkilere albino denir.

•  Yalnız Kalıtımla Belirlenen Karakterler

Bir insanın kan grubu, parmak izleri, göz rengi gibi karekterler çevre şartı ne olursa olsun değişmez.

Çevrenin insan gelişimi ve fenotipi üzerindeki etkileri tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan çalışmalarla incelenebilmiştir.

•  Tek yumurta ikizleri

Döllenmiş bir yumurta hemen mitoz bölünmelerle çoğalmaya başlar. Bazen ilk oluşan iki hücre (blastomerler) ana rahminde birbirinden ayrılarak ayrı ayrı gelişirse oluşan yavrulara tek yumurta ikizleri denir. Bu ikizlerin genotipleri ve fenotipleri aynıdır.

 

Tek Yumurta İkizleri

Çift Yumurta İkizleri
 

•  Çift yumurta ikizleri

Normalde insanda her ay bir yumurta oluşturulur. Bazen aynı anda iki yumurta oluşturulur ve her yumurta iki ayrı sperm tarafından döllenir. Bu döllenen yumurtaların gelişmesinden ayrı yumurta ikizleri meydana gelir.

Çift yumurta ikizleri iki ayrı sperm ve yumurtadan meydana geldikleri için genotipleri ve fenotipleri birbirinden farklıdır. Bu ikizler ancak aynı zamanlarda doğmuş kardeşler kadar birbirine benzerler.
 

Çift yumurta ikizleri oluşurken, iki ayrı yumurta,iki ayrı spermle döllenir. Oluşan zigotlar uterusun farklı kısımlarına tutunarak gelişir. Bu ikizlerin cinsiyetleri aynı olabileceği gibi farklı da olabilir.

I. KALITIMLA İLGİLİ KAVRAMLAR

  • Gen : Kalıtsal bir karekterin kalıtılmasından sorumlu DNA veya kromozom parçasına gen denir.

Genler harflerle ifade edilir. Bir karekter için aynı harfin büyüğü de, küçüğü de kullanılabilir. Örnek; S ve s, A ve b, D ve d gibi.


  • Alel Gen : Bir karakter, iki arkadaş kromozom (Homolog Koromozom) üzerinde bulunan iki genle kontrol edilir. Bu şekilde aynı karekter üzerine etki eden genlere alel gen’ler denir.

  • Homozigot : Bir karakteri kontrol eden iki alel gen birbirinin aynısı ise buna homozigot denir. SS, dd, OO, XX gibi.

  • Heterozigot : Bir karakteri kontrol eden iki alel gen birbirinden farklı ise buna heterozigot denir. Ss, Dd, XY gibi.

  • Dominant (Baskın)'lık : Heterozigot durumda etkisini dış görünüşte gösteren gen’e baskın gen; bunun ortaya çıkardığı özelliğe de baskın özellik denir. Örnek; Bezelyede sarı renk, insanda beş parmaklılık, dil yuvarlama, vs.

  • Resesif (Çekinik)'lik : Heterozigot durumda etkisini dış görünüşte gösteremeyen gen’e çekinik gen; bunun ortaya çıkardığı özelliğe de çekinik özellik denir. Örnek; Bezelyede yeşil renk, insanda O kan grubu, altı parmaklılık, vs.

  • Genotip (İç görünüş) : Bir karakteri genlerle ifade etmeye denir. Ss, bb, DD gibi. Bir canlının genotipi sorulduğunda her karekterin ikişer harfle gösterilişi anlaşılmalıdır.

 

  • Fenotip (Dış görünüş) :Canlının özelliklerinin dışardan gözlenebilmesi ya da incelemekle anlaşılmasıdır.

  • Bağlı Gen – Bağımsız Gen : İki veya daha fazla gen aynı kromozom üzerinde bulunursa bağlı genler, farklı kromozomlar üzerinde bulunurlarsa bağımsız genler adını alır.

 

 BAĞLI GENLERDE GAMET ÇEŞİDİ

Bir kromozom üzerinde bulunan genlere bağlı genler denir. Bunlar, gametlere giderken beraber hareket ederler. (Ancak krosing-over olayıyla birbirinden ayrılabilirler.)

 

Gamet çeşidi = 2n = Heterozigot kromozom çifti

 

Bağlı genlerin bulunduğu durumlarda, bazı gametler ya oluşmaz, ya da diğerlerinden daha az oranda oluşur. Bunlar krosing-over sonucunda oluşan gametlerdir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

6.SINIF- TOHUMDAN FİDANA sunu


26/10/2009 • Kategori: fen ve teknoloji

http://www.tarim.gen.tr/yayin/8571%20averrhoha.jpg
Bitkilerde tohum ve meyvenin oluşabilmesi için tozlaşma ve döllenme olaylarının gerçekleşmesi gerekir.

1- Tohum :
Dişi organın yumurtalığında bulunan, embriyo, çenek (besin deposu=endosperm) ve koruyucu kabuktan oluşan ve çimlenerek yeni bir bitkiyi meydana getiren yapıya tohum denir.
Tozlaşma ve döllenme olayları sonucunda dişi organın yumurtalığındaki tohum taslağında zigot oluşur. Oluşan zigot sürekli bölünerek gelişir ve embriyo denilen bitki taslağını oluşturur. Embriyo oluştuktan sonra etrafında koruyucu kabuk oluşur ve kabuğun içinde besin depo edilir.
Bitkilerde oluşan tohumların sayısı, şekli ve büyüklüğü farklı olabilir. Bunun nedeni bitkilerin bulundukları ortama, çevre şartlarına uyum sağlama şanslarını arttırmak ve nesillerinin devam etmesini sağlamaktır.

a) Tohumun Özellikleri :
1- Canlıdır.
2- Az miktarda su bulundurur.
3- İçinde embriyo olduğu için bitkinin bütün özelliklerini taşır.
4- Uygun şartlarda çimlenebilir.
5- Çimleninceye kadar besin üretemez yani fotosentez yapamaz.
6- Çimleninceye kadar çeneklerdeki besinlerle beslenir.

b) Tohumun Kısımları :

1- Embriyo :
Bitkinin kök, gövde, yaprak gibi kısımlarının oluşmasını sağlayan bitki taslağıdır.

2- Çenek (Besin Deposu = Endosperm = Besi Doku) :

Koruyucu kabuğun içinde, embriyonun etrafında, embriyonun besin ihtiyacını karşılayabilmesi için besin depo edilen kısımdır. Tohum çimleninceye yani bitki fotosentez yapıncaya kadar embriyo besin ihtiyacını çeneklerden karşılar.
Besi doku hücrelerinde bitkinin türüne göre karbonhidrat, protein ve yağ gibi besin maddeleri depolanır.

3- Koruyucu Kabuk :

Embriyonun etrafında bulunan ve embriyoyu dış etkilere karşı koruyan yapıdır.

c) Tohumun Çimlenmesi :
Tohumdaki embriyonun uygun şartlarda bitkinin kök, gövde ve yaprak gibi kısımlarını oluşturmaya başlamasına çimlenme denir. Çimlenmenin gerçekleşebilmesi için su (nem), sıcaklık ve oksijenin yeterli miktarda olması gerekir.
Su, sıcaklık ve oksijen yeterli miktarda ise (embriyo gelişerek) tohumun koruyucu kabuğu çatlar ve çimlenme başlar. Çimlenme sırasında tohumdaki embriyo sürekli büyür ve gelişir. Embriyo gelişirken ihtiyacı olan besini etrafındaki çeneklerden karşılar.
Tohumun çimlenebilmesi için sıcaklığın yeteri miktarda olması gerekir. Düşük veya yüksek sıcaklıklarda çimlenme süresi çok uzar, çimlenme yavaşlar. Çok yüksek veya çok düşük sıcaklıklarda (0 0C – 35 0C nin dışında) ise çimlenme gerçekleşmez. Çimlenmenin gerçekleşebilmesi için sıcaklık 18 – 25 0C civarında olmalıdır. Bu nedenle ekim için en uygun mevsim ilkbahardır.
Tohumun çimlenebilmesi için suyun yeterli miktarda olması gerekir. Fazla veya az suda çimlenme gerçekleşmez veya yavaş gerçekleşir. Tohumun çimlenmesi için gerekli olan su çimlenme sonucu oluşan bitkinin büyümesi için de gereklidir.
Çimlenme tamamlanınca bitkinin kök, gövde ve yaprakları oluşur.
Tohum çimleninceye kadar besin üretemez yani fotosentez yapamaz (yaprakları olmadığı için). Çimlenme sonucu bitkinin yaprakları oluştuğu için fotosentez yaparak kendi besinini kendisi üretir. (Fotosentez yaptığı andan itibaren çeneklerdeki besini kullanmayacağı için çenekler atılır).
Bitkinin fotosentez yapabilmesi için su, karbondioksit gazı, sıcaklık ve ışık enerjisine yani güneş ışığına ihtiyaç duyar. Bu nedenle bitkinin büyümesi için su, karbondioksit gazı, ışık, sıcaklık ve oksijen gazı (solunum yaparken) gereklidir.
Tohum çimlenirken fotosentez yapamadığı için toprağa, güneş ışığına ve karbondioksit gazına ihtiyaç duymaz. (Çimlenirken sadece solunum yaptığı için kuru ağırlığı azalır).

NOT : 1- Bitkilerin çimlenmesi ve büyümesi için gerekli olan şartlardan biri olan sıcaklık
seralarda kontrol altında tutulabilir. Bu nedenle mevsimlere özgü sebze ve meyveler mevsimi dışında da üretilebilir. Seralarda en düşük sıcaklık 100C, en yüksek sıcaklık 320C dir.
2- Bitkide çimlenme, büyüme ve gelişme için sıcaklık gereklidir.
3- Biber bitkisi için;
• Çimlenme sıcaklığı → 150C
• Büyüme sıcaklığı → 18 – 200C
• Olgun bitki sıcaklığı → 250C

d) Tohumun Etrafa Yayılması :
Çimlenme sonucu bitkilerin oluşmasını sağlayan tohumlar su, rüzgâr, insanlar, hayvanlar (tarafından yenilerek veya hayvanlara yapışarak) ve meyveler sayesinde etrafa yayılarak uygun şartlarda çimlenirler ve yeni bir bitkiyi oluştururlar.
• Yenilen meyve çekirdeklerinin etrafa atılması.
• Bazı dikenli meyvelerin hayvanların tüyüne takılarak taşınması.
• Bataklık ve su bitkilerinde su yoluyla tohumun taşınması.
• Tohum ve meyve hayvanlar için besin kaynağıdır. Hayvanlar tarafından yenilen meyvelerin çekirdekleri veya tohumları dışkı yoluyla uzak bölgelere taşınarak onların etrafa yayılması sağlanır.

Örnek : • Akçaağaç tohumları helikopter pervanesi gibi dönerek düşer ve yayılır.
• Atkestanesinin yeşil renkli dikenli meyveleri içindeki tohumlar olgunlaşınca meyve düşer ve içindeki tohum yayılmış olur.
• Karahindiba bitkisinin tohumları rüzgârla etrafa yayılır.
• Böğürtlen kuşlar tarafından yenir ve tohumları kuşların dışkıları ile etrafa yayılır.
2- Meyve :
Döllenme sonucu dişi organın yumurtalığının büyüyerek etlenip sulanmasıyla oluşan yapıya meyve denir. Tohum, meyvenin içinde bulunur.

a) Meyve Çeşitleri :

1- Basit Meyve : Bir yumurtalığın etlenip sulanmasıyla oluşan meyvedir.
Örnek : Erik, kaysı, elma, armut, ayva.
2- Bileşik Meyve : Bir çok yumurtalığın etlenip gelişmesi ve bir araya
gelmesiyle oluşan meyvedir.
Örnek : Dut, böğürtlen, ahu dudu, çilek, mısır, nar, portakal.
3- Gerçek Meyve : Sadece yumurtalığın gelişmesiyle oluşan meyvedir.
Örnek : Kaysı, erik, kiraz, şeftali, çilek, böğürtlen.
4- Yalancı Meyve : Meyve oluşumuna yumurtalıkla birlikte taç yaprak
çanak yaprak ve çiçek sapı da katılıyorsa böyle meyvelere yalancı meyve denir.
Örnek : Elma, armut, ayva.
5- Kuru Meyve : Yapısında su miktarı az olan meyvedir.
Örnek : Ceviz, fındık, arpa, buğday, ayçiçeği.

Günlük hayatta sebze olarak bilinen bazı meyveler de bulunmaktadır. Domates, salatalık, biber, patlıcan gibi.
Bazı meyvelerin tohumları yenebilir ve bu tohumlar besin kaynağı olarak kullanılabilir. Kaysı, ceviz, fındık, arpa, buğday, ayçiçeği, mısır gibi meyvelerin tohumları yenebilir ve besin kaynağı olarak kullanılabilir.

Tohum
 
NOT : 1- Bitkilerden elde edilen ürünler teknolojik gelişmelere bağlı olarak artmakta ve
çeşitlenmektedir.
• Fabrikalarda mısırdan un, yağ, konserve üretilmesi.
• Fabrikalarda domatesten salça, ketçap üretilmesi.
• Zeytinden yağ, ezme üretilmesi.
• Cevizden boya yapılması.
• Yüksük otu bitkisinden kalp ilacı yapılması.

3- Çiçekli Bitkilerde Hayat Döngüsü :
Bitkilerde insanlar ve hayvanlar gibi hayat döngüsü içindedir.
Çiçekli bitkilerde tozlaşma ile başlayıp döllenme, tohum oluşumu, meyve oluşumu, çimlenme, genç bitki oluşumu, büyüme, gelişme ve olgun bitkinin oluşması ile son bulan süreye hayat döngüsü denir.
Çiçekli bitkilerde hayat döngüsü tozlaşma ile başlar.

ÖRNEKLER :

1- Kış sonu toprağa ekilen domates tohumu baharda çimlenme sonucu filizlenir ve genç bitkiyi oluşturur. Bir süre sonra bitki çiçek açar, çiçek olgunlaşır ve sarı renkli bu çiçek döllenmeye hazır hale gelir. Polenlerin tozlaşma sayesinde dişi organa taşınmasıyla döllenme gerçekleşir ve zigot oluşur. Oluşan zigot gelişerek embriyoyu oluşturur. Oluşan embriyonun etrafında besin depo edilir ve koruyucu kabuk oluşur. Bu sayede tohum (domates çekirdeği) oluşur. Tohumun oluşmasından sonra domates çiçeğinin yaprakları dökülür ve dişi organın yumurtalığı gelişerek meyveyi oluşturur. Yeşil renkli olan küçük domatesler gelişimini tamamlayarak büyür. Büyüyen yeşil renkli domates bu andan itibaren olgunlaşarak kırmızı renkli olur.

2- Bezelye bitkisinde tozlaşma ve döllenme sonucunda tohum ve meyve oluşur. Bezelye bitkisinde tohum toprağa düşer ve uygun şartlarda çimlenir. Çimlenen bezelye bitkisinin önce kökü oluşur. Ardından bitkinin gövde ve yaprakları oluşur. Kök, gövde ve yaprakları oluşan bezelye bitkisinin çiçeği oluşur ve olgunlaşan bezelye bitkisi tekrar tozlaşma yaparak döllenir ve döllenme sonucu tohum ve ardından meyve oluşur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

6.SINIF- ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE ÜREME sunu


26/10/2009 • Kategori: fen ve teknoloji

ÇİÇEK VE YAPISI

             Çiçek, tohumlar vasıtasıyla yeni bireylerin oluşmasını ve bitkinin devamını sağlar.

          Tam bir çiçekte; çiçek sapı, çiçek tablası, çanak yaprak, taç yaprak, erkek ve dişi organlar vardır. Çiçek sapı çiçeği dala bağlar, çanak yaprak, taç yaprak, erkek ve dişi organlar dıştan içe doğru sırayla dört halka şeklinde çiçek tablası üzerine dizilirler.

             Çanak yaprak: Genelde yeşil renklidir. Çiçeğin en dış kısmını oluşturur.Çiçek tomurcuk halindeyken çiçeği korur.

            Taç yaprak: Çiçeğin renkli ve kokulu kısmıdır. Tozlaşmada böcekleri çekerek bitkinin çoğalmasında önemli rol oynar.

             Erkek organ: İpçik denilen bir sap ile başçık denilen şişkin bir kısımdan meydana gelmiştir. Başçıkta, içinde erkek üreme hücreleri (polen) bulunan çiçek tozu keseleri bulunur. Polenler olgunlaşınca keseler çatlar ve polenler etrafa yayılır.

           Dişi organ: Yumurtalık, dişicik borusu ve tepecik olmak üzere üç kısımdan oluşur. Yumurtalıkta çok sayıda dişi üreme hücresi (yumurta) bulunur. Dişicik borusu, tepeciği yumurtalığa bağlayan dar kısımdır. Tepecikte çiçek tozlarının yapışmasını sağlayan yapışkan bir sıvı bulunur.

TOZLAŞMA

 

     Bitkide çiçeğin görevi tozlaşma yoluyla bitkinin çoğalmasını sağlamaktır. Bir çiçeğin erkek organından serbest kalan polenlerin diğer çiçeğin dişi organının tepeciğine ulaşması ve burada yeni bitki tohumlarının oluşması olayıdır. Tozlaşma olayında etkili faktörler şunlardır:
    
1.Rüzgar: Polenlerin taşınması rüzgarla sağlanır. Kullanışlı ve sık görülen bir tozlaşma çeşidi değildir.
     2.Böcekler: Polenlerin arılar, sinekler ve benzer böcekler tarafından taşınması. Yaygın olan tozlaşma şeklidir. Çiçeğin güzel kokusu, güzel ve parlak görünümü ve salgıladığı şekerli maddeler böceklerin dikkatini çeker. Çiçeğin üzerine gelen böceklerin ayaklarına yapışan polenler böceğin diğer çiçeklere konmasıyla oralara taşınmış olurlar.
     3.Kendi kendine tozlaşma: Aynı çiçeğin erkek organındaki polenlerin dişi organına ulaşması sonucu meydana gelen tozlaşma şeklidir.
     Çiçekte döllenme sonucunda tohum oluşur ve bu tohumun etrafının yumurtalıkla çevrilmesi sonucu meyve oluşur. Tohumun toprakta çimlenmesiyle yeni bitkiler oluşmuş olur.

ÇİMLENME

 

            Tohum içinde embriyo ve besin maddesi bulunan yapıdır. Tohumdan bitki kökünün, gövdesinin ve yaprak ve çiçeklerin oluşmasına çimlenme denir.

            Tohum çimlenirken gerekli besini çeneklerden alır. Tohumun çimlenebilmesi için uygun sıcaklık ve hava gerekir.

            Çimlenme esnasında tohumun yapısındaki besin kullanılır ve böylece yeni bir bitki oluşur.

 

MEYVE

 

            Meyve sadece, çiçekli bitkilere özgü bir üründür. Çiçek tozunun yumurtalığa erişerek yumurtayı aşılamasıyla birlikte hücresel çoğalma başlar. Yumurtalık yavaş yavaş şişer ve sonunda meyve halini alır. Tüm meyveleri beslemekte olan özsu meyveye de erişir. Özsu, olmakta olan meyveyi besler ve renklendirir. Meyveyi tatlılaştıran da özsudur.

            Meyveleri oluşumuna göre gruplandırırız.

            Meyve sadece dişi organın yumurtalık dokuları tarafından meydana getirilirse bunlara gerçek meyve denir. Örneğin; şeftali, kayısı, üzüm.

            Yumurtalıkla birlikte çiçek tablası, taç ve çenek yapraklar beraberce gelişerek meyve oluşturuluyorsa bunlara yalancı meyve denir. Örneğin; Çilek, elma, armut.

            Dir tane dişi organdan meydana gelen meyvelere basit meyve denir. Örneğin; Kiraz, erik, elma.

            Birkaç tane dişi organdan meydana gelen meyvelere ise bileşik meyve denir. Örneğin; Ahududu, böğürtlen.

            Ceviz, fındık, kestane gibi bitkilerin meyveleri zamanla sertleşip kurur. Tohumları yenilen bu meyvelere kuru meyve denir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Günlük Burç
TV'de Bugün
sitene ekle
mrp haber Oto Yıkama makinesi
cam - evden eve nakliyat - msn